ŞU AN YAYINDA TÜRKÜ RADYO Dinliyorsunuz


iSTEKLERiNiZ için Lütfen BURAYA TIKLAYINIZ




Harun YİĞİT-'Vatandaş OSMAN-ın web sitesine HOŞ GELDİNİZ...
VATANDAŞ OSMAN/Harun YİĞİT  
 
  Öykü ve Denemeler 18.11.2017 19:32 (UTC)
   
 

 
SADAKAT

İyi ki Varsın Canım…!


Cevdet ile Süreyya görücü usulü değil de birbirlerini tanıyarak ve severek evlendiler. Her evlilik de olduğu gibi Cevdet ile Süreyya’ nın evliliği de zaman zaman inişli çıkışlı yollardan geçse de birbirlerine olan saygıları, sadakat ve güvenleri sayesinde; evlilikleri hiç bir zaman tehlikeye girmez.

Yıllar geçip giderken ne var ki bir gün görünmez bir kaza Cevdet'i yatağa düşürür.

Cevdet sakat kalmış ve yarım bir insan olmuştur. Kendi işini kendi göremez halde zorunlu olarak yaşar!

Güzel karısını düşünür Cevdet!

Çok sevdiği eşine karşı sorumluluklarını yerine getiremez. Kahır ve kara günler çökmüştür başına… Acılar içindedir, yanar yüreği, çıldırır, taş olsa vuracaktır başını ve paramparça edecektir. Yaşamak, bundan sonra acılar içinde sadece bir işkencedir. Yaşamak zehirdir. Yaşamak işkencedir. Hele hele o aşkı ve sevdasıyla yanıp tutuştuğu ve birbirlerini severek evlendiği can eşinin yüzüne baktıkça… Yarım adam olmuştur Cevdet… Kahreder kadere… Küser hayata… “Yaşamak zordur” der ve “ölmeyi” bile düşünür. Lânet eder, isyân bayraklarını çeker… Deliden deli olur… Ve Cevdet için hayat bitmiştir artık. Karısına daha fazla yük olmak istemez ve ölmenin yollarını aramaya başlar.

Süreyya mı? ... O’ dur asıl yıkılan…İçten içe ağlar…”Bu kara yazı” der de başka birşey diyemez.. Susar, içine gömer avazını, bulut gibi saklar gözyaşlarını…Eşine, can sevdiğine belli etmek istemez… O’nun ne kederler içinde olduğunu çok iyi bilir. Acıyı ve hüznü canının çekirdeğinde hisseder… Sonra döner hayata, “bu hayat, evet bu hayat devam etmeli, Cevdet’in acısını, elemini paylaşmalıyım” der…. “Bu hayat Cevdetsiz olmaz… O benim her şeyim… O’ nsuz yapamam… Keşke bana gelseydi, keşke beni bulsaydı bu bela… O benim tek sevdiğim… O benim Cevdet’im…” der de içten içe, çırpınır durur…

Eşi Cevdet'i hiç yalnız bırakmaz, onun her türlü ihtiyaçlarına koşar. Bunalım geçirdiğinin farkındadır. O’nu hayata bağlamak için var gücüyle koşar.

Sağlıklı günlerde birbirlerinin nasıl yanındalarsa, hastalıkta da yanında olmalıyım der… Der de Süreyya; acının ve kara kaderin korkunç kıskacında bir serçe yüreğiyle “ne yapsam, neler etsem de hayata bağlasam Cevdet’imi” diye düşünür… Sevmeyi, sevgiyi, sadakati böyle öğrenmişti. Acılar paylaşıldıkça azalır, neşeler paylaşıldıkça çoğalır, biliyordu.

Süreyya, günlerden bir gün sokak kenarında iki eli de sakat, ama ayaklarıyla iş yaparak ekmeğini kazanan bir adam gördü….

-“Buldum…! Yaşasınnnn! Buldum işte bu! Çare bu! ...” der ve hemen eve koşar...

Bir yolunu yordamını bulup gözbebeği gibi sevdiği Cevdet’ini sokağa çıkarmalıydı… Sokak kenarında gördüğü adamı düşünüyordu hep… O adamdan kocasına hiç söz etmeden Cevdet' i sokağa çıkmaya ikna etti.

Sonunda, canında can olan, sevdiği, can eşi, bir tanesi, sevdası Cevdet’ e yardım edip tekerlekli sandalyesine bindirerek sokağa çıkarttı.

Sokak kenarında, iki eli de sakat ama ayaklarıyla iş yapan adamın bulunduğu yöne doğru yöneldi. Sakat adamın yakınına kadar geldiler.

Süreyya, kocasının da iyice görebileceği şekilde durdu ve adama iyici bakmaya başladılar.

Süreyya Cevdet'e:
-''Bak hayatım adam hayata elleri olmadan nasıl tutunmuş, bunu sen de yapabilirsin'' dedi.

Cevdet:
-''Benim ellerim sakat değil ki, ayaklarım sakat'' dedi.

Süreyya:
-''İyi ya senin ellerin tutuyor sen de oturduğun yerde pekala bir meşguliyet yapabilirsin. Böylece bir amacın olur. Mesele para kazanmak değil, mesele hayata bakışındır. Kitap okursun, şiir yazmayı denersin ya da ne bileyim resim yapmayı öğrenirsin. Bunları pekalâ yapabilirsin'' dedi.

Cevdet hiç yanıt vermeden iki eli de sakat ama ayaklarıyla iş yapan adamı seyrediyordu.

Süreyya'ya dönerek:
-''Beni o adamın yanına götürebilir misin'' dedi.

Süreyya:
-''Tamam canım hemen'' diyerek Cevdet'in tekerlekli sandalyesini iteleyerek iş yapan sakat adamın yanına vardılar.

Cevdet, sakat adama:
-''Merhaba, kolay gelsın arkadaş'' dedi.

Adam yüzünü Cevdet'e çevirip baktı, tekerlekli sandalyede oturan Cevdet'i tepeden tırnağa süzdü ve:

-''Merhaba beyim, sağ olun'' dedi.

Cevdet:
-''Bişey sorabilir miyim'' dedi.

Adam:
-''Buyur sor beyim'' dedi.

Cevdet:
-''Bu işi nasıl başardın, yani kolların olmadan ayaklarınla iş yapmayı? '' dedi.

Adam:
-''Beyim, yaşama azmimle yaşamaya olan sevdamla başardım. ilk zamanlar alışamamıştım. İntiharı bile düşünmüştüm ama bunun kolay yol olduğunu, korkaklık, hatta bir cehalet olduğunu düşündüm! Benden daha kötü olanları düşündüm ve ''iyi ki ayaklarım var'' diyerek ben de hayata ellerimle değil ayaklarımla sarılmayı öğrendim. Her yaptığım iş sonunda sonsuz bir mutluluk yaşarım. Sen de bişeyler yap beyim inan çok mutlu olursun'' dedi.

Cevdet:
-''Teşekkür ederim arkadaş, sana kolay gelsin'' deyip karısına dönerek;

-''Hayatım, Süreyya’cım haydi gidelim. Ben alacağım dersi aldım artık'' dedi.

Süreyya hanım kocası Cevdet'in tekerlekli sandalyasını iteleyerek yollarına devam ettiler.

Cevdet, bir yandan kitap okurken bir yandan da resim kurslarına giderek resim çizmeyi öğrenmeğe başladı. Çizecekti, çizmeliydi de. Yaşamını çizgilerle, renklerle değiştirmeye kararlıydı Cevdet.

Bir çok resim çizmiş ve çizdiği bütün resimleri biriktirmişti Cevdet.

Bir gün Süreyya hanım iş için çıktığı evine geri döndüğünde odanın her tarafına resimler asılmış, kocası Cevdet resimlerin karşısına geçmiş, yapmış olduğu resimleri seyrederken gördü. Karısının geldiğini farkeden Cevdet gülerek karısına:

-''Nasıl olmuşlar Süreyya'cığım'' dedi.

Süreyya hanım kocasının parlayan gözlerinin içine bakarak büyük bir heyecanla:

-''Harika olmuşlar hayatım. İnan bu güzelik karşısında ne diyeceğimi bilemiyorum. Her bir resim diğerinden güzel. Sen çok azimli ve çok başarılı birisin'' dedi

Cevdet, tekerlekli sandalyasıyla karısı Süreyya'nın yanına geldi ve ellerini tutup dudaklarını Süreyya'nın elleri üzerinde bir müddet bekleterek öperek başını yukarı kaldırıp Süreyya ya:

-''Asıl azimli, yürekli, cesur ve başarılı olan sensin. Senin sayende hayata bağlandım. Senin sayende bu güzel resimleri çizebiliyorum. Sana binlerce tesekkürler. Benim sadık ve sadakatli karım. İyki varsın canım, iyki varsın'' dedi
 

 
  Harun Yiğit'in Eserleri
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

height='250' border='0' />"
Locations of visitors to this page
Siteyi ziyaret eden ülkeler. Üzerine tıkla..

VATANDAŞ OSMAN Şiiri
  Harun Yigit (Vatandas OSMAN'in yerine Hoş Geldiniz
  Reklam
  HIZLI MESAJ HATTI

  Yeni Şiir (Hece)
Bende Gizli

Adem'le başlayıp geldim bugüne
Dört kapıyı açan sır bende gizli
Kırklar meclisinde pirler önünde
Divana durduğum dâr bende gizli

Düşümde gördüğüm o nazlı yâra
Aşk badesi içtim yüregim yara
Yatiş ya erenler düşmüşüm dara
Ezelden ebede yar bende gizli

Biri doğduğumda, birisi demde
İki kere sevdim yaşarken hemde
Senin görmediğin gönül bahçemde
Nice güller aşikar bende gizli

Haksızlığa karşı hakkın önünde
Ali olup göründüm aslan donunda
Eyüp'ün çilesi nedir yanında
Türlü türlü dertler var bende gizli

Karşıdan karşıya sevgiyle bakıp
Arayıp yolunu içine akıp
Gönülden gönüle kıvılcım yakıp
İçimdeki ateş har bende gizli

Kucakladım tarih dolu çağları
Yiğit'çe sarmışım koca dağları
Bu kitabı okuyamaz çoğları
Cehaleti yoran zor bende gizli...

Harun Yiğit
  SON HABERLER
SEVGİ DOĞURDU, UMUT YAŞATTI, ZULÜM ÖLDÜRDÜ BENİ...Harun Yiğit


ÇANAKKALE de



Filistinli Çocuk



EYLÜL



ANGUT lar




Ülkemde KADIN


SENİ ÇOK ÖZLEYECEĞİM


ELİF ŞİİRİ


GÖRDÜM ŞİİRİ


Türkü Radyo
  Siir Klipleri

Heute waren schon 17 ziyaretçi (43 klik) hier!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Locations of visitors to this page